Bilim bende artık duygu haline gelmeye başladı. Her zaman ki gibi duygularımı yazarak kusmaya çalışıcam. Evet bugünkü saçma konuma değineyim hemen. Aman çalayım demeyin haa !
Tübitak'ta dolaşırken bi yazı ilgimi çekti cern deneyi ile ilgiliydi. "Cisim hızlandıkça kütlesi artar." cümlesi dikkatimi çekti. Her zaman ki gibi kafamdaki ampul patlarcasına yanıyordu. Cisim hızlandıkça artıyor evet ama bu kütleyi nereden kazanıyor ? Dostlarım hiç bir şey vardan yok olamaz yoktan da var olamaz. Bu kütle nasıl artıyor ? hızlandıran şey mi ? bana kalırsa bu kütleyi yükselten şey boyutunun tam kendisi ! Evet, demek istediğim şey tam anlamıyla bu. Kütle arttıkça boyut azalıyor. Solucan deliğinden geçebilmenin tek yolu yeteri derecede hıza ulaşıp bu solucan deliğinden geçebilecek kadar küçük olabilmek ve bir o kadar ağır olmak. Evet alın size zaman yolculuğunun formülü. Ancak bir takım paradokslar var zaman yolculuğu hakkında. Bunlardan bir tanesi Dede Paradoksudur. Paradoks şudur: Zaman yolculuğu yapan birinin geçmişe gidip dedesinin, babaannesiyle tanışmadan önce ölümüne sebep olduğunu düşünelim. Bu durumda zaman yolcusunun doğumu mümkün olmayacaktır. Böylece geriye dönüp dedesini öldürmesi de mümkün olmayacaktır. Bu durum paralel evrenlerin mümkün olabileceği yetisini yaratır.
Bu paradokslara rağmen bilimin bu teknolojiyede ulaşacağına inanıyorum. Bana kalırsa keşfedilen şeyler keşfedilmeyenlerin yarısı kadar bile olamaz. Hayalgücünüzü zorlayın ve dünyanın monoton ritminden kurtulup evrenin notalarıyla dans edin! Anlattığım şeylerin bilimsel geçerliliği olmasa bile asla pes etmeyeceğim.
Size anlamlı bir videoyla veda ediyorum ertesi gün görüşürüz, umarım. En azından denedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder