28 Aralık 2013 Cumartesi

Elektromanyetik Dalgalar ile Hayallere Ulaşma

  Yeni bir geceye hoşgeldin diyerekten yazıma başlamak istiyorum. Biraz düşünmem gerekti o kadar çok teori üretmiştim ki hepsini bi anda unutuverdim. Yeni teorimize gelelim, elektromanyetik dalgalar ile teleportasyon konusuna yani. çift yarık deneyi' ni izledikten sonra bu fikre ulaştım haberiniz ola. Öncelikle videoyu izlemenizi istiyorum. İzledikten sonra okumaya devam edin.
  Evet asıl konumuza gelelim şimdi. Elektromanyetik dalgalar halinde kısa bir bilgi vereyim. Araştırdığım kadarıyla bu dalgalar ışık hızının yarısı kadar hıza sahip. Şimdi bunu okuduktan sonra benim beyin durur mu yapıştırmış teoriyi, ulan bu çift yarık deneyiyle bunu 2 katına çıkarabilir miyiz? acaba diye. Tabi bunun cevabını ancak deney verir ve bu deneyi yapacak gücüm olmadığı için somut bilgiler sunamıyorum size. Eğer çift yarık deneyinde elektromanyetik dalgaları ikiye katlayabilirsek hayallerimiz gerçek olabilir değerli okuyucularım. Fiziğin temelleri sarsılabilir herşey değişebilir. Tabi böyle bişey gerçekleşirse...  Bu konu hakkında pek açıklama yapmaya gerek duymuyorum anladığınızı düşünerekten.
  Herkese iyi geceler yarın daha ilginç bir konu üzerinde duracağım sabırsızlıkla bekleyiniz efenim. Pazar gecesi görüşmek üzere!

27 Aralık 2013 Cuma

Sigara Dumanı

  Evet bu geceki konumuza gelelim. Bu gece yine tesadüfen keşfettiğim bir olayı anlatmak istiyorum. Bilimsel verilere dayanmadan yazıyorum bu yazıyı aklınızda bulunsun.
  Şüphesiz yer çekimi yani kütle-çekim kuvveti oldukça muazzam bir enerji. Fakat bu enerjiyi bilim adamları hala açıklayamıyor diye okumuştum bir yerde. Bana kalırsa camdan atladığımda yere düşmemin sebebi tamamıyla yoğunluk. Evet her şey yoğunluk üzerine kurulmuş. Basit bir örnekle anlatayım. 2d yoğunluğunda bir sıvının içine 2d yoğunluğundaki maddeyi atarsak madde askıda kalır, 1d yoğunluğunda madde atarsak madde yüzer, 3d yoğunluğunda madde atarsak batar. İşte kainatta böyledir kanımca. Farklı yoğunluklarda düşüş hızında değişim gözlemlenir. Yerçekimi ivmesi neden bilmiyorum ama bana ciddi derecede saçma geliyor. Bilimi bile sorgulamaya başladım işe bak. Umarım demek istediğimi anlatabilmişimdir. Havada tıpkı su gibi yoğunluğa sahip ve bu yoğunluktan etkileniyoruz.
  Bu fikri aklıma sokan kahvedeki sigara tiryakisi dedelerden başkası değildi... Sigara dumanlarını izledikçe sonucunu bilmediğim yola girdiğimi hissediyordum. Sonra kafamda yine ampul yandı. Neden sigara dumanı yere düşmüyordu? Sebebi yoğunluktu evet. Bunu baya araştırdım aslında ama pek bir sonuca ulaşamadım. Umarım kafanızda az da olsa sorgulama belirtisi uyandırmışımdır. Hepinize benden iyi geceler yazımı sonlandırıyorum. Yazmak gerçekten duyguları kusmakmış tavsiye ederim hepinize. Cumartesi gecesi görüşürüz, umarım.

İstek üzerine edit:

26 Aralık 2013 Perşembe

Zaman yolculuğunun mümkünatı üzerine

  Bilim bende artık duygu haline gelmeye başladı. Her zaman ki gibi duygularımı yazarak kusmaya çalışıcam. Evet bugünkü saçma konuma değineyim hemen. Aman çalayım demeyin haa !
  Tübitak'ta dolaşırken bi yazı ilgimi çekti cern deneyi ile ilgiliydi. "Cisim hızlandıkça kütlesi artar." cümlesi dikkatimi çekti. Her zaman ki gibi kafamdaki ampul patlarcasına yanıyordu. Cisim hızlandıkça artıyor evet ama bu kütleyi nereden kazanıyor ? Dostlarım hiç bir şey vardan yok olamaz yoktan da var olamaz. Bu kütle nasıl artıyor ? hızlandıran şey mi ? bana kalırsa bu kütleyi yükselten şey boyutunun tam kendisi ! Evet, demek istediğim şey tam anlamıyla bu. Kütle arttıkça boyut azalıyor. Solucan deliğinden geçebilmenin tek yolu yeteri derecede hıza ulaşıp bu solucan deliğinden geçebilecek kadar küçük olabilmek ve bir o kadar ağır olmak. Evet alın size zaman yolculuğunun formülü. Ancak bir takım paradokslar var zaman yolculuğu hakkında. Bunlardan bir tanesi Dede Paradoksudur. Paradoks şudur: Zaman yolculuğu yapan birinin geçmişe gidip dedesinin, babaannesiyle tanışmadan önce ölümüne sebep olduğunu düşünelim. Bu durumda zaman yolcusunun doğumu mümkün olmayacaktır. Böylece geriye dönüp dedesini öldürmesi de mümkün olmayacaktır. Bu durum paralel evrenlerin mümkün olabileceği yetisini yaratır.
 Bu paradokslara rağmen bilimin bu teknolojiyede ulaşacağına inanıyorum. Bana kalırsa keşfedilen şeyler keşfedilmeyenlerin yarısı kadar bile olamaz. Hayalgücünüzü zorlayın ve dünyanın monoton ritminden kurtulup evrenin notalarıyla dans edin! Anlattığım şeylerin bilimsel geçerliliği olmasa bile asla pes etmeyeceğim.

Size anlamlı bir videoyla veda ediyorum ertesi gün görüşürüz, umarım. En azından denedim.